Servis Atma Nedir? Bir İzmirli’nin Gözünden
Hayat bazen öyle komik ve tuhaf bir hal alıyor ki, insan neye güleceğini şaşırıyor. İzmir’de yaşamak, bu tuhaflıkların başında geliyor; ama o kadar keyifli ki, bir yandan kahrını çekiyorsun, bir yandan da her anı gülerek geçiyorsun. Mesela, “servis atma” denen olay var, ne olduğunu bilmeyenler için büyük bir muamma, ancak aslında gündelik hayatta en çok karşılaşılan, pek de komik olmayan, ama nedense her seferinde bir şekilde komik hale dönüşen bir durum.
Servis atma nedir? Gündelik yaşamda, arkadaş çevremde, hatta bazen iş yerimde sıkça rastladığım bir konu. Bunu biraz anlatayım, belki siz de kendinizi tanıdık bir durumda bulursunuz, kim bilir?
Servis Atma Nedir? Bilmeyenler İçin Kısa Açıklama
Deyim olarak, “servis atma” aslında kişinin, başka birine veya bir gruba yönelttiği, bazen alaycı, bazen de doğrudan bir şekilde verdiği “hizmet”tir. Yani, şunu diyebiliriz ki, servis atma, senin çok iyi tanıdığın, adeta “dostum” dediğin birine, birkaç kelimeyle duygusal ya da mantıklı olarak “şunu yapma” demek gibi bir şeydir. Bu bazen bardağını bırakıp giden arkadaşına “servis atma” olarak geri döner, bazen de ciddi anlamda, iş yerindeki gereksiz aksiliklere karşı yapılan bir psikolojik direniş biçimi olabilir.
Peki ama servis atma nedir ve bunu tam olarak nasıl anlamalıyız? İşte bu noktada, gündelik hayatımıza entegre olmuş ve çeşitli sosyal ortamların mihenk taşlarından biri olan “servis atma”yı biraz mizahi bir şekilde anlatmaya başlamak gerek.
“Ya Sen De! Niye Hep Servis Atıyorsun?”
Çalıştığım kafenin ortasında bir gün otururken, önümdeki masa boş. Yan masada ise, bütün şehri çekip çevirebilecek kadar gürültüyle sohbet eden bir grup var. Ne kadar dikkatimi vermek istemesem de, sesin kesilmesiyle birlikte birden diyaloglar yükseliyor.
Arkadaş 1: “Ya, Caner! Çekmecene bakmış mıydın?”
Caner: “Evet, bakmıştım, ama orada bir şey yoktu.”
Arkadaş 1: “E ama şunu servis atabilirdin, görmüştün!”
Burada devreye giriyor “servis atma” kavramı. Her şeyin yolu, yöntemi vardır ama arkadaşına “servis atma” olayı biraz farklı bir nokta. Gidip o çekmecede ne var ne yok diye bakmadığın için, dostuna duyduğun o küçük tavrı anlatan bir mecaz; yani, senin aslında yapman gereken ama yapmadığın şeyi ona nasıl nazikçe söyleyebileceğini anlatıyor.
Açıkça söyleyeyim, “Servis atmak” aslında bana biraz da şöyle bir durum gibi geliyor: Senden bir şey istendiğinde ya da senin yapman gereken bir şey varsa, o işin sürekli ertelenmesi, arkaya atılması durumu. Ama bunu yaparken de, arada bir kıvırmaya çalıştığın, o şekilde de karşıdaki insana aslında hiçbir zaman direkt bir şey demediğin o “sert” fakat çok nazik yaklaşım.
Arkadaşlar Arasında Servis Atma: Zeytinli Börek, Unutulmuş Çanta
İzmir’de arkadaş ortamlarında servis atma demek, “bunu unuttum, onu da unutmuşum” demekle eşdeğer. Tam da şunu anlatmak istiyorum; mesela bir gün bir arkadaşın evine gidiyorsun, elinde de börek var. Gözlerin seni bir köşe dolabına yöneltiyor. Orada bir çanta, her an düşecekmiş gibi bir izlenim veriyor. Göz göze geliyorsunuz, o esnada servis atma başladığında:
Ben: “Çantayı kaldırsana, ya düşecek az daha…”
Arkadaşım: “Aaaa, unuttum, hadi sen al.”
Evet, evet işte tam burada başlıyor servis atma! Arkadaş, sana bakıp bir bakıyor ve “heh, şimdi onu sen hallet” der gibi, bir şekilde seni görevlendiriyor. Ama seni görebilmesi için az bir mesafe bırakıyor, işte tam bu an! Servis atma!
Servis Atmanın Psikolojisi: Gizli Bir “Düşmanlık”
Yani servis atma o kadar basit bir şey değil. Yapılan bu küçük jestlerin altındaki gizli mesajları okumak da bir o kadar zor. Ne yazık ki, bazen servis atma bir tür “düşmanlık” haline de dönüşebiliyor. Neden mi? Çünkü bu o kadar doğal bir şey haline gelmiş ki, bazı insanlar bunu fark etmeden yapıyorlar. O an “sen yap” dediğinde bile, içindeki minik kırgınlık ya da gerginlik açığa çıkabiliyor.
Bir de şöyle bir şey var: Servis atma biraz da kendinle dalga geçmeye başlama noktasıdır.
Arkadaşım: “Ya, bir şişe su getirebilir misin? Hani servis atma deyince suyu alıp getiriyorsun ya…”
Ben: “Tabii, ben servisi kırmayan, her zaman en hızlı olan! Gittim geldim, servisimi yaptım!”
Ve sonra kendimi bir garson gibi hissetmeye başlıyorum, ama bu durumdan tabii ki hiç şikayetçi değilim. Sonuçta, bir şekilde eğlenceli, bazen de fazlasıyla kafa karıştırıcı. O an o kadar çok şey düşünüyorsun ki, gözünde bulutlar uçuşuyor.
“Servis Atma” Kavramının İronisi: Kim Kimden Servis Alıyor?
Hadi bir başka “servis atma” örneğine geçelim. Bu sefer, oturduğum kafede bir arkadaşımın yaptığı servis atmayı gözlemliyorum. Evet, kesinlikle ben değilim, o yüzden rahatım.
Arkadaşım: “Ya, bana bir soğuk kahve getirir misin?”
Ve ardından ilginç bir şekilde, ekliyor:
Arkadaşım: “Ama sen çok hassassın, sana söylemek zor oluyordur.”
Tabii ki bu “servis atma” değil, aslında bana minik bir görev yükleme! O kadar iyi niyetli ki, “çalışmak zorundasın” diyor ama en tatlı şekilde!
Sonuç Olarak: Servis Atma, Bir Sanat Mıdır?
Sonuçta servis atma, her ne kadar bazen komik, bazen de tuhaf bir şekilde karşımıza çıksa da aslında sosyal hayatımızda büyük bir yer kaplıyor. Bir şekilde küçük tepkilerle ve azıcık alaycı bir yaklaşımla karşımıza çıkan “servis atma”, bazı durumlarda öfke patlamalarından daha zararsız olabilir.
Ve evet, belki de gerçek anlamda “servis atmak” dediğimizde, sadece birbirimize yardımcı olmaktan öte, birbirimizin nasıl hissedebileceğini anlamaya çalıştığımız bir şey oluyor. İzmir’de yaşadığım, arkadaşlarımın ve çevremdeki insanların sürekli olarak birbirlerine servis attığı bu çılgın dünya, aslında çoğu zaman içten içe birbirimize olan saygıyı ve sevgiyi gösteriyor.
Hayatın içinde bu tür servisler, minik esprilerle harmanlanmış, birbirimize attığımız şakalarla, mizahi dokunuşlarla bezeli bir yolculuk olabilir.