Köyceğiz Pazarı Ne Zaman? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Köyceğiz pazarı, her hafta bir köyün ve kasabanın canlılığını taşıyan, sadece alışveriş yapılan bir yer değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin, sosyal dinamiklerin ve kültürel çeşitliliğin gözlemlendiği bir alan. Pazarın ne zaman kurulduğuna dair bir soru, aslında çok daha derin bir tartışmanın kapısını aralıyor. Bu yazıda, pazarda var olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, farklı grupların yaşadığı deneyimler ve sosyal adaletin nasıl şekillendiğini gündeme getireceğim. Tüm bu analizler, sadece teorik bir düzeyde kalmayıp, günlük hayatımdan, sokaklarda ve toplu taşımada gözlemlediğim sahnelerle bağlantılandırılacak.
Pazarın Zamanı: Toplumsal Bağlantılar
Köyceğiz pazarı her hafta Cuma günü kuruluyor. Ancak bu “zaman” meselesi, yalnızca bir haftalık takvimin ötesine geçiyor. Pazara gittiğinizde, bazı kadınların sabahın erken saatlerinde, bazı erkeklerin ise öğleye yakın saatlerde gelip alışveriş yapmayı tercih ettiğini görüyorsunuz. Bu ayrım, iş gücü, ailenin ekonomik yapısı ve toplumsal cinsiyet normlarından kaynaklanıyor. Örneğin, köydeki kadınlar genellikle evdeki işlerin sorumluluğunu taşıdıkları için sabah saatlerinde pazara gitmeye eğilimli. Erkekler ise çoğunlukla sabah saatlerinde tarlada çalıştıkları için pazara geç saatte gidiyorlar. Bu, toplumsal cinsiyet rollerinin ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.
Bir gün, pazara gittiğimde, sabah saatlerinde pazarda neredeyse yalnızdım, ancak öğleye doğru kadınların çoğu evlerine dönmek üzereydi. Oysa erkekler sabahları pazara gelmedikleri için öğle saatlerinde etrafta çok fazla erkek vardı. Bu durum, pazarda zamanın nasıl toplumsal cinsiyetin şekillendirdiği bir alan olduğunun açık bir göstergesiydi. Kadınların “görünürlük” açısından daha az yer bulduğu bir sistemde, pazardaki bu zamanlamalar, onların ev içindeki rollerine sıkı sıkıya bağlıydı.
Çeşitlilik ve Ayrımcılık: Köyceğiz Pazarı ve Farklı Gruplar
Köyceğiz pazarı, yalnızca bir alışveriş alanı değil, aynı zamanda toplumsal çeşitliliği yansıtan bir mekân. Pazara gittiğinizde farklı yaş gruplarından, etnik kökenlerden ve gelir seviyelerinden insanlarla karşılaşırsınız. Bu çeşitliliğin pazarda yarattığı etkiler ise bir hayli derindir. Özellikle pazara gelen genç kadınların pazardaki yerleri, yaşlı kadınlara ve erkeklere göre oldukça farklıdır.
Bir gün, pazarda genç bir kadının organik sebzeler satan bir tezgâhı incelediğini gördüm. Satıcı kadın, ona ürünleri tanıtırken, geleneksel pazar tezgâhlarında sıkça gördüğümüz “büyük tezgâh sahiplerinin” aksine oldukça küçük bir alanda çalışıyordu. Çevresinde onu izleyen birkaç erkek vardı ve özellikle erkeklerin bu genç kadının işine nasıl müdahale ettiklerini görmek dikkatimi çekti. Bir yandan pazarı elinde tutan, ekonomik güce sahip olan daha yaşlı, çoğunlukla erkek satıcıların varlığı, diğer yandan pazara yeni katılan genç kadınların küçük bir alanla yetinmesi, pazarda sosyal adaletin nasıl işlediğine dair önemli bir ipucu veriyordu.
Bu olay, benim için çok şey ifade etti. Çünkü genç kadının, pazarda “görünür” olma şekli, toplumsal normlarla nasıl şekillendiği ve yaşlıların, erkeklerin ona karşı tutumu, aslında bir tür sosyal ayrımcılığın, yavaşça ama kesinlikle kendini gösterdiği bir durumdu.
Sosyal Adalet ve Zamanın Adaletsizliği
Köyceğiz pazarı, toplumsal adaletin ve eşitliğin nasıl farklı şekillerde işlediğini gösteren bir alan. Ancak burada zamanın adaletsizliğine de şahit oluyorum. Pazara erken gidenler, genellikle emek veren, ancak daha az “görünür” olan kadınlar. Pazara geç gelenler ise daha rahat, daha “görünür” olan erkekler. Burada bir zaman hiyerarşisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu hiyerarşi, aslında toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansımasıdır. Kadınların evdeki sorumlulukları, onları sabah saatlerinde pazara gitmeye zorlarken, erkekler daha rahat bir şekilde günün ilerleyen saatlerinde pazarın keyfini çıkarabiliyorlar.
Bununla birlikte, pazarda satıcılar ve alıcılar arasındaki ilişki de çok katmanlı bir hal alabiliyor. Bazen satıcılar, alıcıları cinsiyetlerine, yaşlarına veya sosyal statülerine göre daha farklı şekillerde karşılıyorlar. Yaşlı bir kadına karşı gösterilen ilgi ile genç bir erkeğe gösterilen ilgi arasındaki fark, sosyal adaletin pazarda nasıl işlediğine dair başka bir göstergedir.
Sonuç: Zaman ve Toplumsal Dönüşüm
Köyceğiz pazarı, sadece bir alışveriş alanı olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Toplumsal cinsiyetin, çeşitliliğin ve sosyal adaletin, çok katmanlı bir şekilde kendini gösterdiği bu alan, aslında tüm toplumun yansımasıdır. Pazara gidenlerin zamanı, bir yandan pratik ihtiyaçları karşılarken, diğer yandan toplumsal yapının derinliklerinden gelen etkilerle şekilleniyor.
Sonuç olarak, “Köyceğiz pazarı ne zaman?” sorusu, aslında toplumsal yapıyı ve toplumsal cinsiyet rollerini anlamak için bir başlangıç noktası olabilir. Pazarda gözlemlenen zaman farklılıkları, kadınların, erkeklerin ve farklı sosyal grupların toplumsal yapıyla nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamamıza yardımcı oluyor. Bu yazıda, pazarı sadece bir alışveriş alanı olarak değil, aynı zamanda toplumsal dinamiklerin şekillendiği bir mekân olarak ele aldım. Belki de her hafta kurulan o pazar, sadece sebzelerin, meyvelerin değil, toplumsal değişimin de bir yansımasıdır.