Nuansporselen okurları için hazırlanan Aziz Kedi ne mezunu içeriği burada sona eriyor.
Aziz Kedi ne mezunu? Hukuk eğitiminden senaristliğe uzanan bir hikâye
Merhaba! Nuansporselen ekibi bugün Aziz Kedi ne mezunu konusunu en anlaşılır haliyle aktarıyor.
Güç ilişkilerinin yalnızca meclislerde, mahkeme salonlarında ya da seçim meydanlarında kurulmadığını düşündüğümüzde, bir insanın eğitim geçmişi de farklı bir anlam kazanıyor. Çünkü üniversite yalnızca meslek edinilen bir kurum değil; devlet, hukuk, yurttaşlık, otorite ve toplumsal düzen gibi kavramlarla temas edilen önemli bir sosyal alandır.
Bu açıdan bakıldığında “Aziz Kedi ne mezunu?” sorusu, basit bir biyografi bilgisinin ötesine geçebiliyor. Gerçek adı Gürgün Bingel olan Aziz Kedi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Ancak onun kariyerinin ilginç tarafı, hukuk eğitiminin ardından klasik bir hukukçu kariyeri yerine yazarlık, editörlük, televizyon ve senaristlik alanlarına yönelmiş olmasıdır. rafdergi.org+1
Aziz Kedi hangi üniversiteden mezun oldu?
Aziz Kedi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Kendi anlatımına göre eğitim süreci oldukça uzun sürdü ve 2020 yılında, eğitime başladıktan 23 yıl sonra mezun oldu. Bunu 2022 tarihli bir röportajda esprili bir dille anlatan Kedi, hukuk alanında çalışmak yerine gençlik yıllarından itibaren istediği hayatın yazarlık olduğunu belirtiyor. rafdergi.org
Burada dikkat çekici olan nokta şu: Hukuk eğitimi ile hukuk mesleği aynı şey değil. Modern devletin temel kurumlarından biri olan hukuk fakültesi, birey ile devlet arasındaki ilişkileri, hakları, yükümlülükleri ve meşruiyet tartışmalarını anlamak açısından da güçlü bir entelektüel zemin sunuyor.
Hukuk eğitimi siyasal düşünceyi nasıl etkiler?
Hukuk, iktidarın sınırlarını belirlemeye çalışan en önemli kurumlardan biridir. Devlet neden itaat bekler? Bir karar ne zaman meşrudur? Çoğunluğun aldığı her karar demokratik midir? Yurttaşın devlete karşı hakkı nerede başlar?
Bunlar yalnızca hukukçuların değil, siyaset bilimi ve toplum üzerine düşünen herkesin sorularıdır.
Aziz Kedi’nin kariyeri ise bu soruların başka bir alanda, yani kültür ve medya üzerinden nasıl görünür hale gelebildiğini düşündürüyor. Ekşi Dergi’deki editörlük faaliyetleri, televizyon programlarındaki metin yazarlığı ve daha sonra Ölümlü Dünya, Cinayet Süsü ve Gibi gibi yapımlardaki senaristlik çalışmaları, onun hukuk eğitiminden oldukça farklı görünen bir mesleki güzergâh oluşturduğunu gösteriyor. Ankara Masası+1
İktidar yalnızca siyasetçilerin elinde midir?
Tam burada daha provokatif bir soru sormak mümkün: İktidar yalnızca hükümetlerin, parlamentoların ve bürokrasinin elinde mi?
Medya, mizah ve popüler kültür de insanların dünyayı nasıl algıladığını etkileyebilir. Hangi davranışın normal, hangisinin absürt, hangisinin kabul edilebilir olduğuna ilişkin toplumsal algılar kültürel üretim yoluyla şekillenebilir.
Bu nedenle bir senaristin yaptığı iş, doğrudan siyasal propaganda anlamına gelmese bile toplumsal düzen hakkında fikir verebilir. Mizahın gücü de biraz buradan gelir: Normal kabul edilen davranışları ters yüz ederek kurumların ve gündelik iktidar ilişkilerinin görünmeyen taraflarını açığa çıkarabilir.
Aziz Kedi ve yurttaşlık perspektifi
Demokrasiyi yalnızca sandıkta oy kullanmak olarak düşünmek eksik kalır. Modern yurttaşlık; ifade özgürlüğü, eleştiri, örgütlenme, kamusal tartışma ve katılım gibi unsurları da içerir.
Burada medya ve mizahın önemli bir işlevi ortaya çıkar. Yurttaşın yalnızca seçim günü değil, gündelik hayatın içinde de toplumsal meseleleri tartışabilmesi demokratik kültürün önemli parçalarındandır.
Karşılaştırmalı olarak bakıldığında da benzer bir durum görülür. İngiltere’deki politik hiciv geleneğinden ABD’deki televizyon komedisine, Türkiye’deki mizah dergilerinden dijital platformlara kadar kültürel alan, zaman zaman siyasal otoritenin sorgulandığı bir kamusal alan işlevi görebilir.
Hukuk fakültesinden “Gibi”ye uzanan yol
Aziz Kedi’nin eğitim ve kariyer hikâyesi aslında modern toplumda meslek kimliğinin ne kadar değişken olabileceğini gösteriyor. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim alan Bingel, daha sonra Ekşi Dergi’de genel yayın yönetmenliği yaptı; çeşitli medya kuruluşlarında yazdı ve televizyon programlarında metin yazarlığı yaptı. gazetepress.blogspot.com+1
Daha sonra Ali Atay ve Feyyaz Yiğit ile birlikte Ölümlü Dünya ve Cinayet Süsü filmlerinin senaryolarında yer aldı; “Gibi” dizisinin senaristlerinden biri olarak geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. rafdergi.org+1
Bu geçiş, eğitim ile meslek arasındaki ilişkinin sanıldığı kadar doğrusal olmadığını gösteriyor. Hukuk fakültesinden mezun olmak insanı zorunlu olarak avukat, hâkim ya da akademisyen yapmıyor. Eğitim, bazen doğrudan meslekten ziyade düşünme biçimi kazandıran bir altyapıya dönüşebiliyor.
Asıl mesele: Eğitim mi, kurumlar mı, bireysel tercih mi?
Aziz Kedi’nin hikâyesinden çıkarılabilecek daha geniş siyasal soru şu olabilir: İnsanların hayatlarını gerçekten ne belirliyor? Eğitim aldıkları kurumlar mı, ekonomik koşullar mı, kültürel sermaye mi, yoksa bireysel tercihler mi?
Pierre Bourdieu’nun kültürel sermaye yaklaşımı açısından bakıldığında eğitim, yalnızca diploma üretmez; kişinin kültürel dünyadaki konumunu da etkiler. Max Weber’in otorite ve meşruiyet tartışmaları ise kurumların bireyler üzerindeki etkisini anlamamıza yardımcı olur. Hannah Arendt’in kamusal alan düşüncesi de insanların ortak dünyayı konuşarak ve tartışarak nasıl kurduğuna dikkat çeker.
Bu çerçevede Aziz Kedi’nin hukuk eğitimi ile yaratıcı sektörlerdeki kariyerini birbirinden tamamen kopuk görmek yerine, farklı kurumların ve kültürel alanların kesiştiği bir yaşam çizgisi olarak okumak daha anlamlı olabilir.
Sonuç: Aziz Kedi ne mezunu?
Kısa cevap net: Aziz Kedi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Gerçek adı Gürgün Bingel olan Kedi’nin kariyeri ise hukukçuluktan ziyade yazarlık, editörlük ve senaristlik ekseninde şekillenmiştir. rafdergi.org+1
Fakat belki daha ilginç soru şudur: Bir hukuk fakültesi mezununun yıllar sonra toplumun kurumlarını, gündelik ilişkilerini ve insan davranışlarını mizah üzerinden anlatması tesadüf müdür?
Belki de eğitim ile hayat arasındaki ilişkiyi yalnızca “hangi bölümden mezun oldu?” sorusuyla ölçmek yerine, “O eğitim kişinin dünyaya bakışında ne bıraktı?” sorusuyla tartışmak gerekiyor. Demokrasi de biraz böyle değil mi? Kurumları yalnızca var oldukları için değil, insanların onları nasıl deneyimlediği ve onlara nasıl katıldığı üzerinden değerlendirmek.